rüzgar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Terkedilmiş bir evin Verandasında deniz kabuklarından Bir rüzgâr çanı Yorgun ama son görevindeymiş gibi, Tüm gücüyle boyun eğerek deli rüzgâ...


Terkedilmiş bir evin
Verandasında deniz kabuklarından
Bir rüzgâr çanı
Yorgun ama son görevindeymiş gibi,
Tüm gücüyle boyun eğerek deli rüzgâra,
Gaipten gelenlerin habercisiymişçesine,
Garip bir melodi tutturmuş.
Kulak verdim fısıltıyla konuşan
Bu garip rüzgâr çanına.
Öte taraftan gelip giden bir şeyler mi varmış?
Sessizce emekleyerek perdeyi kaldıran?
Bu rüzgâr buranın değilmiş!
İçeri dolmuşlar bulutlu ve gri gökyüzündeki
Kapalı kapıları bir bir açarak.
Sessizce toprağa düşen yağmur tanelerinden daha sessiz,
Ve belki de biraz sinsice.
Kıpır kıpır ve yoğun.
Burası gölgesiymiş geldikleri yerin,
Ben ve diğerleri ancak birer kukla gibi
Sağa sola oynatılarak
Yansıtılıyormuşuz büyük aya.
Titremeye başladım durduğum yerde.
Ellerim tutamaz oldu,
Ne varsa yere düştü.
Durduğum yere oturdum.
Duymak istemedim daha,
Sus rüzgâr çanı sus!
Zaten istilası altında hayatım
Kupkuru kalmış tüm beklentilerin!
Ve sonra birden farketmez dedim
Farketmez.
Ben bile ben değilken.
Esasen taklitçisiyim anca
Benden öncekilerin.
Yakalayacağım sinsi tırtılı
Her ne kadar benim içimde ise de
Açık verecek elbette
Kimlik hırsızı!
Ve o öteki taraftakilerden
Soracağım o kabarık hesabı!




Patika boyunca hızlı hızlı yürümeye devam etti, hava serindi, güneş bulutların arasından bir çıkıyor, bir kayboluyordu. arkasından gelen hış...


Patika boyunca hızlı hızlı yürümeye devam etti, hava serindi, güneş bulutların arasından bir çıkıyor, bir kayboluyordu. arkasından gelen hışırtılara aldırmadan adımlarını sıklaştırdı, arkasına bakmayacaktı, bir kerecik bile bakacak olursa geri dönmek zorunda kalacağını biliyordu. Zaman zaman kulağına gelen insan seslerine, haykırışlara ve bağırışlara da aldırmayacaktı. Hayır, o sadece önüne bakarak ormana doğru ilerleyecekti.

Bir agacın gölgesinde biraz dinlenmek için durdu. O an gerideki tüm sesler kesildi ve o sadece rüzgarı dinledi, rüzgarın nağmelerini, gözünü kapattı ve bir kaç dakikalığına...

Ayaklarından toprak onu içine çekmeye başlayınca tüm gücüyle koşmaya başladı, her şeyi, tüm yaşadıklarını, tüm hayatını, tüm öfkesini, tüm insanlığı, korkularını, kaygılarını, geçmişini ve geleceğini üstünden silkeleyerek koştu, koştukça hafifledi, koştukça rahatladı ve birden düştü, düştükçe düştü, derinin en derinine düştü yeryüzü ve gökyüzü yok alana kadar düştü, bedeninden sıyrıldı ve birden aslında hiç bir şey olmadığını fark etti, aslında peşinden falan da kimsenin gelmediğini. Sonra fark eden de gitti.

Öyle anlattılar bana deli kadını, bir zamanlar fotoğrafları varmış hem de bir sürü. Çok uzun zaman boyunca da hem kendini hem fotoğrafları gerçek sanmış, sonra birden, yeşillerin içindeyken, anlamış var olmadığını. Hiç bir fotoğrafta kendisini göremezsiniz artık. Fotoğraf kareleri onsuz, ama orada burada ufak tefek bir şeyler var ki, bana; onun bir zamanlar içeride olduğunu düşündürüyor. Tüm kareler onun yaşamının artıkları gibi.

Esindaş

İLETİŞİM