köpek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
09 Aralık
Ben bir sokak köpeğiyim, arada bir gözgöze gelirsiniz benimle, ben görürüm sizi, siz görmezsiniz beni.
Sokaklarda dolanırım ben. Çetem varsa ne mutlu bana, yoksa oradan oraya sürgün edilirim, kan revan içinde, ısırıklarla,
bazen iyileşir yaralarım, bazen ise süründürür beni.
Çoğu zaman açım ben, geçenlerde bir kemik için az kanamadı bacağım
diğer köpek kaptı benden, ben kuyruğumu sıkıştırdım.
2 yaşındayım ama sanırsınız 12
ve büyük ihtimalle ki
göremeyeceğim üçü dördü,
kaburgalarım sayılırken derimin üzerinden.
Sizdeki iyiliği de bilirim ben kötülüğü de.
Geçenlerde oturdu yanıma sizden biri
başını almış ellerinin arasına
ağlıyor hıçkıra hıçkıra
elinde bir sandviç
yarısını verdi bana
yedim afiyetle
anlattı bana bir şeyler
dertlenmiş garip
anlayamadım ama üzüldüm çok
ve gene geçenlerde sıkıştırdılar beni sizlerden birileri
oradan buradan akın ettiler kurtarmaya beni
ölmüştüm şimdiye çoktan
kurtarılmasaydım.
Ne yapacaklardı bana bilmem koca koca adamlar
ama kurtaranlar arasında ağlayıp boynuma sarılanlar,
çok kötü bir şeydi anladım o zaman.
Dedim ya ben 2 yaşında kaburgaları derisine yapışmış
bir sokak köpeğiyim,
başımı okşasanız yeter
ve belki biraz kuru ekmek.
Bebekken ne oyuncuydum görseniz
sever miydiniz beni?
Niye sevmiyorsunuz şimdi?
Biraz olsun sevseydiniz beni
bilemezdim size nasıl teşekkür edeceğimi
Sizi sizden daha çok seven bir sokak köpeğiyim
altı üstü.
Kemiklerim fırlamış yerinden
fakat kocaman kalbimle
görüyorum ta içinizi.
Tekmelemeyin beni,
çok acıyor canım
ve ben sizleri bu kadar severken
hiç beklemem sizden.
Bazınız çok iyi,
başımı okşadı daha geçen biri,
peşinden koşturdum
evine alsın diye beni,
içeri girdi.
Ayrılamadı kapıdan uzun süre
belki dışarı çıkar diye
sadece bir sokak köpeğiyim işte
görün beni bundan sonra
az kuru ekmek az sevgi
yeter bana.
Esindaş
Ben bir sokak köpeğiyim, arada bir gözgöze gelirsiniz benimle, ben görürüm sizi, siz görmezsiniz beni. Sokaklarda dolanırım ben. Çetem varsa...
Köpekler Ağlamasın
Ben bir sokak köpeğiyim, arada bir gözgöze gelirsiniz benimle, ben görürüm sizi, siz görmezsiniz beni.
Sokaklarda dolanırım ben. Çetem varsa ne mutlu bana, yoksa oradan oraya sürgün edilirim, kan revan içinde, ısırıklarla,
bazen iyileşir yaralarım, bazen ise süründürür beni.
Çoğu zaman açım ben, geçenlerde bir kemik için az kanamadı bacağım
diğer köpek kaptı benden, ben kuyruğumu sıkıştırdım.
2 yaşındayım ama sanırsınız 12
ve büyük ihtimalle ki
göremeyeceğim üçü dördü,
kaburgalarım sayılırken derimin üzerinden.
Sizdeki iyiliği de bilirim ben kötülüğü de.
Geçenlerde oturdu yanıma sizden biri
başını almış ellerinin arasına
ağlıyor hıçkıra hıçkıra
elinde bir sandviç
yarısını verdi bana
yedim afiyetle
anlattı bana bir şeyler
dertlenmiş garip
anlayamadım ama üzüldüm çok
ve gene geçenlerde sıkıştırdılar beni sizlerden birileri
oradan buradan akın ettiler kurtarmaya beni
ölmüştüm şimdiye çoktan
kurtarılmasaydım.
Ne yapacaklardı bana bilmem koca koca adamlar
ama kurtaranlar arasında ağlayıp boynuma sarılanlar,
çok kötü bir şeydi anladım o zaman.
Dedim ya ben 2 yaşında kaburgaları derisine yapışmış
bir sokak köpeğiyim,
başımı okşasanız yeter
ve belki biraz kuru ekmek.
Bebekken ne oyuncuydum görseniz
sever miydiniz beni?
Niye sevmiyorsunuz şimdi?
Biraz olsun sevseydiniz beni
bilemezdim size nasıl teşekkür edeceğimi
Sizi sizden daha çok seven bir sokak köpeğiyim
altı üstü.
Kemiklerim fırlamış yerinden
fakat kocaman kalbimle
görüyorum ta içinizi.
Tekmelemeyin beni,
çok acıyor canım
ve ben sizleri bu kadar severken
hiç beklemem sizden.
Bazınız çok iyi,
başımı okşadı daha geçen biri,
peşinden koşturdum
evine alsın diye beni,
içeri girdi.
Ayrılamadı kapıdan uzun süre
belki dışarı çıkar diye
sadece bir sokak köpeğiyim işte
görün beni bundan sonra
az kuru ekmek az sevgi
yeter bana.
Esindaş
09 Aralık
Kahvemi içip dışarıyı izliyorum, bir bahar fırtınasına henüz hazır değilim, tüm işaretler gelmek üzere olduğunu gösterse de, deniz sakin, içimde garip bir his. Tekrar o kürenin içine girebilmeyi isterdim, hani herkese yukardan baktığım, dünya işlerinden muaf olduğum küre. Beni göklerden alıp, ayağımdan toprağa çeken güçler, bir zaman sonra canımı sıkıyor, benim sadece insan olduğumu, öfkeli, hiddet dolu, kin dolu, intikamcı bir şirret olduğumu yüzüme vuruyor. Kimse içinde iyi değil, birbirimizi aldatmaya gerek yok ve ben en azından kendime karşı dürüstüm.
Mahallede peşimize takılan köpeklerden birinin üzerinde büyükçe bir yara, nasıl olduğunu merak edip dururduk, meğerse sahibi kızgın su dökmüş yavrucağın üzerine fakat o köpeciğin içindeki sevgi hiç azalmamış, sahibinin peşinde mutlu ve vakur dolandığını görüyoruz ve sahibinin ona yiyecek vermediğini de biliyoruz, hep bizden istediği için. O adamın torun sahibi olduğunu ve tavuklarını çok sevdiğini de gözlemliyoruz. Peki o adam köpeğine kızgın suyu nasıl boşaltabildi? Ne yapmıştı köpecik, daha mı fazla mama istemişti? Çok mu havlamıştı? Gitmemesi gereken bir yere mi gitmişti? Tüm bunlar kötülük için neden olabilir mi?
Kötüyüz çünkü benciliz. Kötüyüz çünkü evrenin bizim için yaratıldığına inandık, kötüyüz çünkü kendimizi merkezde sanıyoruz ve geri kalan her canlının ve üzerine basarak, ağzından lokmasını çaldığımız her insanın kölemiz olduğunu sanıyoruz.
Asıl sorun ise, kendimizi, diğer tüm canlılardan ayırıp, en üste yerleştirdiğimizde daha mutlu olacağımızı sanmamız, aksine çok mutsusuz herbirimiz, farklı nedenlerden aynı derecede mutsuz ve bir o kadar da yalnız ve biz orta sınıftakiler ya da asıl bahtsızlar, üzerimizdeki insanlar tarafından nasıl sömürüldüğümüzün farkında bile değiliz. Bir halkla ilişkiler çalışması neticesinde mutluluğun sahip olunanlarla doğru orantılı olduğuna inandırıldık ve yolda kaldık.
Artık çözüm yolu yok gibi, yani her şey için çok geç. İnsanlığa olan umudumu tümüyle kaybetmiş olabilirim ve hala insan olmaktan dolayı duyduğum büyük hüzün yılan gibi kıvrılmakta içimde bir yerlerde.
Esindaş
Kahvemi içip dışarıyı izliyorum, bir bahar fırtınasına henüz hazır değilim, tüm işaretler gelmek üzere olduğunu gösterse de, deniz sakin, iç...
Bahtsız Kalanlar
Kahvemi içip dışarıyı izliyorum, bir bahar fırtınasına henüz hazır değilim, tüm işaretler gelmek üzere olduğunu gösterse de, deniz sakin, içimde garip bir his. Tekrar o kürenin içine girebilmeyi isterdim, hani herkese yukardan baktığım, dünya işlerinden muaf olduğum küre. Beni göklerden alıp, ayağımdan toprağa çeken güçler, bir zaman sonra canımı sıkıyor, benim sadece insan olduğumu, öfkeli, hiddet dolu, kin dolu, intikamcı bir şirret olduğumu yüzüme vuruyor. Kimse içinde iyi değil, birbirimizi aldatmaya gerek yok ve ben en azından kendime karşı dürüstüm.
Mahallede peşimize takılan köpeklerden birinin üzerinde büyükçe bir yara, nasıl olduğunu merak edip dururduk, meğerse sahibi kızgın su dökmüş yavrucağın üzerine fakat o köpeciğin içindeki sevgi hiç azalmamış, sahibinin peşinde mutlu ve vakur dolandığını görüyoruz ve sahibinin ona yiyecek vermediğini de biliyoruz, hep bizden istediği için. O adamın torun sahibi olduğunu ve tavuklarını çok sevdiğini de gözlemliyoruz. Peki o adam köpeğine kızgın suyu nasıl boşaltabildi? Ne yapmıştı köpecik, daha mı fazla mama istemişti? Çok mu havlamıştı? Gitmemesi gereken bir yere mi gitmişti? Tüm bunlar kötülük için neden olabilir mi?
Kötüyüz çünkü benciliz. Kötüyüz çünkü evrenin bizim için yaratıldığına inandık, kötüyüz çünkü kendimizi merkezde sanıyoruz ve geri kalan her canlının ve üzerine basarak, ağzından lokmasını çaldığımız her insanın kölemiz olduğunu sanıyoruz.
Asıl sorun ise, kendimizi, diğer tüm canlılardan ayırıp, en üste yerleştirdiğimizde daha mutlu olacağımızı sanmamız, aksine çok mutsusuz herbirimiz, farklı nedenlerden aynı derecede mutsuz ve bir o kadar da yalnız ve biz orta sınıftakiler ya da asıl bahtsızlar, üzerimizdeki insanlar tarafından nasıl sömürüldüğümüzün farkında bile değiliz. Bir halkla ilişkiler çalışması neticesinde mutluluğun sahip olunanlarla doğru orantılı olduğuna inandırıldık ve yolda kaldık.
Artık çözüm yolu yok gibi, yani her şey için çok geç. İnsanlığa olan umudumu tümüyle kaybetmiş olabilirim ve hala insan olmaktan dolayı duyduğum büyük hüzün yılan gibi kıvrılmakta içimde bir yerlerde.
Esindaş
Esindas
0 Yorum
08 Aralık
Her gün aynı saatte görürdüm onu, hiç aksatmazdı, üzerinde hep aynı kıyafetle, ayagında delik deşik ayakkabılar, fakat omuzları dik bir şekilde yürüyor olurdu. Bir gün karşılaşmayı hiç beklemediğim bir anda çıktı karşıma, ufak bir baş selamı verip gececek oldu, "durun, bir saniye" dedim ve devam ettim "kimseniz yok mu". Dik dik baktı gözlerime ve ekledi "köpeklerim yeter". Yeterdi elbet yetmez olur muydu hiç? Çevremdeki içi boş, dışı süslü insanları düşündüm "haklısınız" dedim başımı eğerek, nedense utandırdı beni bu cevap. Uzaklaştı yanımdan ardına bakmadan.
Esindaş
Her gün aynı saatte görürdüm onu, hiç aksatmazdı, üzerinde hep aynı kıyafetle, ayagında delik deşik ayakkabılar, fakat omuzları dik bir şeki...
Yürüyüş
Her gün aynı saatte görürdüm onu, hiç aksatmazdı, üzerinde hep aynı kıyafetle, ayagında delik deşik ayakkabılar, fakat omuzları dik bir şekilde yürüyor olurdu. Bir gün karşılaşmayı hiç beklemediğim bir anda çıktı karşıma, ufak bir baş selamı verip gececek oldu, "durun, bir saniye" dedim ve devam ettim "kimseniz yok mu". Dik dik baktı gözlerime ve ekledi "köpeklerim yeter". Yeterdi elbet yetmez olur muydu hiç? Çevremdeki içi boş, dışı süslü insanları düşündüm "haklısınız" dedim başımı eğerek, nedense utandırdı beni bu cevap. Uzaklaştı yanımdan ardına bakmadan.
Esindaş
Esindas
0 Yorum
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




Sosyal Ağlar